İmgeleme

Bilim adamları insanların bir nesneye bakarken yada o nesneyi hayal ederken beyin çıktılarını almışlar ve ikisinin de aynı olduğunu görmüşlerdir.

Bu demektir ki, gözlerimizi kapatıp bir nesneyi hayal etmek yada nesneyi görmek beyin için farklı eylemler değildir.
Rüya görürken de durum bundan farklı değildir. Beyin rüya ile gerçek arasındaki farkı bilmemektedir.

Beş duyumuzdan beynimize her saniye 400 milyar birim bilgi akar. Beyin ise ancak saniyede 2000 birim bilgiyi işler, yani bu kadar bilgi bilincimize ulaşır. Beyin geri kalan verileri yok sayar ve bunu da bizi bu bombardımandan korumak için yapmak zorundadır.

Daha önce üzerinde hiçbir algımız yada deneyimimiz olmayan bir şey gördüğümüzde onu benzeri bir şeyle açıklamaya çalışırız yada hayal gördüğümüzü düşünürüz.
Buna çok iyi örnek olabilecek bir araştırmada bilim adamları yeni doğan kedi yavrularını hiç dikey çizginin olmadığı bir deneysel ortama koymuşlardır ve haftalarca burada yaşamalarını sağlamışlardır.
Daha sonra kediler normal bir ortama konuldukları zaman dikey boyuta sahip hiçbir nesneyi göremiyorlar ve odada bulunan masa,sandalye gibi nesnelere çarpıyorlardı.

Bu deney, üzerinde daha önceden hiçbir algımız, deneyimimiz olmayan bir nesnenin gözümüzün önünde bile olsa görememe ihtimalimizle ilgili düşünmemize yol açıyor.
Bu noktada “Ama kedi yaşamı boyunca hiç dikey çizgi görmemiş, ben ise yaşamım boyunca dış dünyadaki her şeyi gördüm, bir sınırlama yoktu, bu nedenle bir şeyi göremiyorsam o yoktur” diyebilirsiniz ve ben de size 400 milyar birim bilgiden, sadece 2000 tanesini işleyen bir beyniniz olduğu gerçeğini hatırlatırım ve bu iddianızı bir daha düşünmenizi isterim.

Bu 400 milyar bilgiden hangilerini algılıyoruz ve bilincimizde fark ediyoruz?
Bilim adamları bu konuda duygularımızın çok etkili olduklarını söylüyorlar. Duygular algılanacak şeyin önemini belirliyor. Örneğin şu anda odada burnuma gelen deterjan kokusunu algılamayabilirim ama karnım açsa yemek kokusunu algılamam çok kısa bir zaman içinde gerçekleşecektir.

Dünyayı algılama konusunda inançlarda çok etkilidir. Daha önceden uçan daire resimleri görmüşsem veya filmlerde uçan daire seyretmişsem, uzaylılara inanmasam bile gökyüzündeki uçan daireyi algılayabilirim ancak uçan daireye inanmadığım için gördüğüm şeyi bir uydu olarak yorumlarım yada hayal gördüm diyebilirim. Ama hayatımda hiç “hobila” görmediysem ki görmedim ve ne olduğu ile ilgili en küçük bir fikrim de yoksa, muhtemelen bu hobila tam önümde bile olsa beynim onu yok sayacaktır. (hobila tarafımdan uydurulmuş bir şeydir)

Algılama konusunda bilimin geldiği son noktada, çevremize baktığımız zaman, gördüğümüz şeylerin, inançlarımızın izin verdiği, duygularımızın seçtiği ve daha önceden üzerinde deneyimimiz olan şeyler olduğunu bize söylediğini görüyoruz. Eğer dış dünyada gördüklerimi etkileyen ben isem, o halde dışsal, katı, değişmez bir gerçekten nasıl söz edebilirim.

Simdi “Gerçek Nedir” sorusunu kuantum fiziğinden yanıtlamasını istersek, “ GERÇEK SENİN İNANDIĞIN ŞEYDİR” diyecektir.

1- Çevrenizde gördüğünüz her şey, tüm maddi alanlar, konumlar, gerçek sandığınız her şey siz inandığınız için var.
Her sabah uyandığınız zaman, kendi gerçekliğinizi belirliyorsunuz ve inandıklarınızı yaşıyorsunuz. Etrafınızdaki maddi nesneler bile aslında elektromanyetik bilgi alanları ve gözlemlediğinizde gerçeklik kazanıyor.
Sizin gözlemlemediğiniz hiçbir şey var olamaz sadece bir olasılık dalgası olarak var olabilir. Siz gözlemlediğiniz anda ise artık parçacık olur yani sizin evreninizde var olur. Gerçekliğinizi siz yaratıyorsunuz. Eğer başka bir gerçeklik oluşturmak isterseniz, bunu başaramamanız için önünüzdeki tek engel inançlarınızdır. Neye inanırsanız onu yaşarsınız. İnançlarınız değiştiği zaman gerçekliğiniz de değişir.

2- Herhangi bir şeyi gözlemleyerek sonuca etki eder, sonucu belirlersiniz. Gözlemci olarak niyetiniz sonucu etkiler. Bir şeyi imgelemek ile görmenin beyinde oluşturduğu etki aynıdır. Bir şeyi imgelemek, gözlemlemek demektir, gözlemlemek ise sonucu değiştirmek demektir. O halde bir olasılığı dalga durumundan, parça durumuna çevirmek yani gerçekleştirmek için sadece gözlem yeterlidir.
Ancak gözlemci olarak gerekli gözlem gücüne sahip olmalısınız. Gözlem gücüne sahip olmak ve doğru kullanmak size süperpozisyondan istediğiniz olasılığı seçme ve yaşama gücü verecektir.

3- Hiçbir şey dışınızda değil, sizden ayrık bir evren yok. Siz ve dışınızdaki dünya bir ilizyondur. Siz evrendeki her şeyle atom altı dünyada bir düzlemde bağlısınız. Her insanla, her yerle, her canlıyla, her maddeyle atom altı bağlantınız var.
Bir şeyi istediğiniz zaman o zaten sizinle bağlantıdadır ve sadece bunu bilmek ve bağlantıyı bilincinizde güçlendirmek, istediğiniz şeyi kısa sürede yaşamınıza çekecektir.

4- Evrende bir tek atomun değişmesi bile onunla bağlantılı tüm atomları etkileyecektir. Unutmayın tüm atomlar birbirleriyle anlık iletişimdedir. Eğer değişim istiyorsanız kendinizden başlamalısınız. Kendinizde oluşturacağınız bir değişim, sizin evreninizi de değiştirecektir.

5- Evren de kesin bir şuur vardır, gözlemlenen bir elektronun bunu biliyor gibi davranması bunun en iyi kanıtıdır.
Eğer bu evrensel şuuru anlar, evrenle uyumlu bir şekilde yaşarsanız, isteklerinize ulaşmanızda, evrensel şuur yanınızda olacaktır ve sizin için en kestirme yolları bulacak,en faydalı bağlantıları kuracak ve en iyi sonuçları oluşturacaktır. Kendinizi evrenden ayrı gördüğünüz sürece,evrensel şuur ile aranızdaki iletişim azalacaktır ve ayrılık ilizyonu sizi yalnızlaştıracaktır. Evrenle birlik içinde olmak demek, evrenin kendisi olmak demektir.

6- Her sabah uyandığınızda kendinizi yeniden inşa ediyorsunuz.
Kendi kimliğinizi hatırladığınız anda artık gözlem yapmış ve dalga olan bir olasılığı parça durumuna getiriyorsunuz. Hafıza bilim adamlarının açıklamakta en zorlandıklarını konulardan biridir.
Hafıza konusunda ünlü kuantum fizikçisi Dr. Fred Alan Wolf “ Hiç bir şey kesin değildir. Geçmişteki bir olay mevcut bulunmamaktadır. Geçmiş sadece beyindeki sinir kıvrımlarımızda mevcut olan bir kayıttan ibarettir” demektedir.

Her sabah uyandığımız zaman, evrendeki bilgi hard diskinden kendimizle ilgili bilgileri almakta ve işte ben …… kişiyim, yaşamım bu….., şimdi evimdeyim gibi bilgilerle kendimizi yeniden inşa etmekteyiz.
Oysa yataktan ilk kalktığınız anda kim olduğunuzu,nerede olduğunuzu anımsamadığınız kısa bir an vardır. İşte tam bu anda kendinize seçeceğiniz yeni kimlik, kendinizi yeniden inşa ederken,farklı bir sonuç almanızı sağlayacaktır.

7- İnsanlar çoğu zaman kararlarını çevrelerinden malumat toplayarak verirler. Oysa kuantum fiziğine göre çevremizde gördüklerimiz inançlarımızdır.
Bir konuda karar vermek için çevrenizden bilgi toplamaya başladığınız anda bu konuyla ilgili gerçek inançlarınızı doğrulayacak bilgileri bulursunuz ve sonra da bu bilgilere göre karar verirsiniz.
Kuantum bir zihin yapısına sahip olduğunuz zaman “Bu konuda nasıl bir karar vermeliyim” yerine “Bu konuda nasıl bir seçim yapmalıyım, hangi olasılığı, gerçekleştirmek istiyorum” diye düşüneceksiniz.
Zihniniz en doğru kararları almakla değil, gerçekte ne istediğiyle ve hangi olasılığı gerçekleştirmek için gözlem yapması gerektiğiyle ilgilenecektir.

Alıntı.

Facebook Yorumları

İlginizi Çekebilir

Yorum Yazmak İster misiniz?

Email adresiniz yayınlanmayacak.

*